
Kendi sitemizi de bir müşteri işi gibi ele aldık ve ödüllü sitelerin çıtasını hedefledik; bir ajansın deneyimini en iyi kendi sitesi anlatır.


Bir web sitesini şablondan değil, markanın anlatmak istediği hikâyeden başlatıyoruz; teknoloji o hikâyeye hizmet ediyor.

Tasarımı ve kodu aynı ekipte tutuyoruz: ekrandaki her hareket, onu çizen kişinin yanında yazılıyor ve arada hiçbir fikir kaybolmuyor.



Gösterişi hızın önüne koymuyoruz: her sahneyi telefonda da akıcı çalışacak şekilde ölçüyor, ağır olanı sadeleştiriyoruz.

Her sayfaya tek bir görev veriyoruz: ziyaretçi nerede olduğunu ve bir sonraki adımı düşünmeden bulmalı.



Kurumsal bir siteyi broşür gibi değil, satış ekibinin bir uzantısı gibi kuruyoruz: gelen her talep kaybolmadan doğru kişiye ulaşmalı.


Bir siteyi yayına almakla bırakmıyoruz: arkasına talebi karşılayan asistanı, talebi takip eden CRM’i ve ekibin kullanacağı paneli de kuruyoruz.

Hazır araç yetmediğinde kendimiz yazıyoruz: ajansın işini, onayını ve teslimini yürüten sistemi de biz geliştirdik, her gün onunla çalışıyoruz.

Her markaya kendi paneli: gelen mesaj, ilgilenen müşteri ve satış ekibinin sırası tek ekranda, yapay zekâ nerede devreye girecekse orada.




Yayından sonra da sitenin başındayız: ölçüyor, hızını koruyor, markayla birlikte büyütüyoruz.