Bir markanın Instagram hesabı iyi görünebilir.Reklamları yüksek erişim sağlayabilir.Web sitesi etkileyici olabilir.Prodüksiyonları dikkat çekebilir.
Fakat bunların birbirleriyle konuşmadığı bir sistemde marka, sahip olduğu potansiyelin yalnızca bir bölümünü kullanır.
Bugün güçlü marka yönetimi, kanalları ayrı ayrı yönetmekten çok aynı stratejinin farklı temas noktalarını yönetmek anlamına geliyor.
Bir kullanıcının markayla ilk karşılaşması Instagram Reels üzerinden gerçekleşebilir. Aynı kişi birkaç gün sonra bir açık hava reklamını görebilir, Google üzerinden markayı araştırabilir, web sitesine girebilir ve bir form bırakabilir.
Marka açısından bunlar beş farklı işlem değildir.
Tek bir yolculuktur.
Sosyal medya artık başlangıç noktalarından biri
Sosyal medya yönetimini yalnızca aylık içerik planı üretmek olarak görmek giderek daha yetersiz hale geliyor.
İyi yönetilen bir sosyal medya hesabının görevi yalnızca paylaşım yapmak değil;
markanın hangi konularla ilişkilendirileceğini belirlemek, potansiyel müşterinin zihninde doğru algıyı oluşturmak, reklam çalışmalarına kreatif kaynak üretmek ve markanın diğer dijital varlıklarına trafik taşımaktır.
Bu nedenle içerik stratejisi marka stratejisinden ayrı düşünülemez.
Bir markanın videosunda kullandığı dil, web sitesindeki başlık, satış ekibinin müşteriye söylediği cümle ve reklam kampanyasının vaadi aynı marka fikrinden beslenmelidir.
Prodüksiyon yalnızca görüntü üretmez
Markaların prodüksiyon ihtiyacı da değişiyor.
Bir reklam filmi artık yalnızca iyi çekilmiş görüntülerden oluşmuyor.
Prodüksiyon;
markanın nasıl algılanacağını, ürünün hangi bağlamda gösterileceğini ve izleyicinin içerikten sonra ne hissetmesini istediğimizi belirleyen stratejik bir araç.
Bu nedenle prodüksiyon ekibinin yalnızca kamerayı değil, markayı da anlaması gerekiyor.
Bir gayrimenkul projesinde mimariyi göstermek başka bir iştir.
O mimarinin temsil ettiği yaşam standardını göstermek başka.
Bir otomobili göstermek başka bir iştir.
O otomobilin sürücüsüne hissettirdiği karakteri göstermek başka.
Aradaki fark, prodüksiyon ile marka stratejisinin aynı masada çalışmasından doğar.
Reklamın bittiği yerde veri başlamalı
Benzer durum performans reklamları için de geçerli.
Bir reklam kampanyasının binlerce tıklama veya yüzlerce form üretmesi tek başına yeterli değildir.
Asıl soru şudur:
Bu kişiler sonrasında ne yaptı?
Web sitesi, reklam paneli ve CRM birbirine bağlı değilse pazarlama ekibi yalnızca kampanyanın ilk yarısını görür.
Oysa doğru yapı kurulduğunda;
hangi reklamın hangi müşteriyi getirdiği, hangi kreatifin daha kaliteli talep oluşturduğu ve hangi kampanyanın gerçek satış fırsatına dönüştüğü takip edilebilir.
Böylece pazarlama, “kaç kişiye ulaştık?” seviyesinden çıkar ve “işe ne kattık?” seviyesine gelir.
Ajans modeli de değişiyor
Bu değişim ajansların çalışma biçimini de dönüştürüyor.
Bir tarafta sosyal medya ajansı, diğer tarafta prodüksiyon şirketi, başka bir tarafta yazılım ekibi ve reklam ajansı olduğunda markanın stratejisinin parçalanması kolaylaşıyor.
Yeni nesil ajans yapısında ihtiyaç yalnızca farklı hizmetlerin aynı şirketten alınması değildir.
Asıl ihtiyaç, bütün hizmetlerin aynı düşünce sistemi içerisinde üretilmesidir.
Spektif'te marka stratejisi, sosyal medya yönetimi, prodüksiyon, yapay zekâ destekli içerik üretimi, performans reklamları, web geliştirme, CRM çözümleri ve fiziksel reklam uygulamalarını bu nedenle birbirinden bağımsız hizmetler olarak değerlendirmiyoruz.
Hepsi aynı markanın farklı temas noktaları.
Çünkü kullanıcı markayı departmanlara ayırarak görmez.
Markayı bir bütün olarak görür.
Markaların da artık kendilerini aynı şekilde yönetmesi gerekiyor.